8 Aralık 2010 Çarşamba

Besame mucho


                                          Dağlara doğru yola çıkarken..
Yetimhanedeki ilk günümü bundan daha iyi anlatabilecek sözleri düşünemiyorum. Meşhur şarkı şöyle diyor:

“Besame, besame mucho. Como si fuera esta noche la ultima vez.
Besame, besame mucho. Que tengo miedo a tenerte y perderte despues.”

“Öp beni, beni çok öp. Sanki bu gece son geceymiş gibi.
Öp beni, beni çok öp. Önce sana sahip olup, sonra kaybetmekten korkuyorum.”

Yetimhanede çocukların bulunduğu oyun salonuna girdiğimizde, önce ürkekçe bize baktılar. Yaşları üç ila on arasında değişen, otuz-otuzbeş çocuk vardı. Kendi hallerinde önlerindeki oyuncaklarla oynuyorlardı. Görevli çocuklara seslendi ve “Bunlar Beliz ve Renny, bundan sonra bizimle birlikteler, sizlerle oynamaya geldiler” dedi. Çocuklar neden orada olduğumuzu anlar anlamaz bir patırtı koptu, bağıra çağıra, kelimenin tam manasıyla üzerimize atladılar. Hepsi sarılıyor, kucak istiyor, o anda hangi birini kucağına alacağını şaşırıyorsun. İkisi bir bacağıma ikisi diğerine sarılmış, birini bir koluma diğerini öbür koluma zorlukla alabildim. Renny  irice bir çocuk olduğu için ikişer tanesi de omuzuna çıkmış. O an birbirimize baktık. Donup kaldık demek daha doğru olur. Hepsi öpülmek, ellerimizi tutmak istiyor. Uzun süre benim saçlarımı, Renny’nin de sakalını sevdiler. Kimi gelip boynumu kokluyor, kimi yanağımdan öpüyor. Her çocuk bizi kendi tarafına çekmeye çalışıyor, kalabalıktan bizlere sarılamamış olanlar ise ağlıyor. O anı ömrüm boyunca unutmayacağım. Herkes bize sırayla sarılıp öpücüklerini aldıktan sonra, beş-altı yaşından büyük olanlar sorular sormaya başladı. Yarın da gelecek miydik? Peki öbür gün? Ondan sonraki gün? Aylarca onlarla olacağımızı öğrenince mutluluktan delirdiler. İlk günümüz, çocukların bizi oradan oraya çekiştirmesi, yaptıkları resimleri ya da el işlerini göstermeleriyle geçti.
Yetimhane Antigua’nın otobüsle yarım saat uzağında, Perramos isimli bir dağ köyünde, kahve plantasyonları ve mısır tarlalarının arasında. Yetimhane’nin ismi “Semillas de Amor” , yani Aşk Tohumları. Burayı Nancy isimli Amerikalı bir kadın kurmuş, yıllardır Guatemala’da yaşıyormuş. Civardaki evleri, sokaktaki fakirliği gördükçe çok berbat bir yer olacağını hayal etmiştim. Ama kadının hakkını vermek lazım, adeta çölde bir vaha yaratmış. Perramos köyüne ve oradan da Semillas’a giden yolu şöyle tarif edebilirim. Vietnam savaşında geçen filmleri hatırlayın; Bir helikopter yemyeşil ve zirveleri dumanlı dağların aralarından geçer, aşağıda alabildiğine tarlalar ve palmiyeler uzanır. İşte her gün geçtiğimiz yolumuz böyle. Tavuk otobüsleriyle vardığımız Perramos’da inince, yetimhanenin kamyoneti bizi alıyor ve dağların içine doğru ilerliyoruz. Kamyonet oldukça küçük, bizden başka orada çalışan birkaç görevliyi de aldığı için yer yok, kamyonetin arkasında gidiyoruz. Buralarda yol yok. Yani yol yok derken, harbiden yok... Sık ağaçlı arazide bir araba boyu yer açmışlar. Yağmur sezonunda çamur bastığı için ulaşım zaman zaman kesiliyormuş. Kamyonette hoplaya zıplaya ilerlerken yanımızdan kimi yayan, kimileri eşekleri ya da atlarıyla köylüler geçiyor. Erkeklerin plastik çizmeleri, hasır şapkaları ve ellerinde kocaman palaları var. Kadınlarsa geleneksel Maya giysilerini giyiyorlar, başlarında ise ya bir sepet ya da üst üste kumaşlar taşıyorlar. Biz yanlarından geçerken durup izliyorlar, kimileri “Buen dia!” diye sesleniyor.
                                          Gerçekten de yetimhane yazısında bu resmin ne işi var?
                                          Yolda bunlardan çok gördük, ondan... :P
Nancy’den öğrendiğime göre bu çocukları ebeveynleri fakirlikten terk ediyormuş. Bir kısmını Guatemalalı aileler evlatlık almış. Ancak aslında Guatemalalılar evlatlık almaktan hoşlanmıyorlarmış, yabancıların çocukları diye. Alanlar da çocukları çalıştırmak ya da dilendirmek için kullanıyorlarmış. Bazı çocukları Amerikalı ve İngilizler evlatlık almış, ancak bir süre önce Guatemala’da buralı çocukların yabancılara evlatlık verilemeyeceğine dair bir yasa çıkmış. Yasa geriye dönük nasıl işlemiş bilemiyorum ama devlet çocukları bu yabancı ailelerden geri almış. Nancy, çocukların pek çoğunun bir aileye kavuşup sonradan onlardan geri alınmalarıyla travma yaşadıklarını söylüyor.
Artık her gün sabah sekizden öğlen ikiye kadar yetimhanedeyim. Çocukları ve mekanı anlatacak daha çok vaktim olacak. Bugünlük adios! 

11 yorum:

  1. Belütüm,
    Sabah sabah aglatiyordun beni!
    Ben de buralardan öpücük yolluyorum sana.

    YanıtlaSil
  2. Belizim, ağlattı beni, içimi çok acıttı bu post. İyi ki oradasın ve o çocukların yanındasın. Ne desem bilemedim ama buralardan yapabileceğimiz birşey varsa söyle lütfen.
    öpüyorum.

    YanıtlaSil
  3. ah tatlım
    hasretle ve gözler buğulu buğulu okuyorum yazdıklarını....
    çok güzel....
    hay allahım ya..

    YanıtlaSil
  4. esprili birşeyler yazayım dedim; olmayacak galiba! öpüyorum hepinizi

    YanıtlaSil
  5. Beliz süper bir şey yapıyorsun...
    Okurken dehşete düştüm neden çocukları geri alırlar ki :(

    YanıtlaSil
  6. "Aşk tohumları!" süpermiş! :)

    YanıtlaSil
  7. belizcim,
    biraz önce yorum attım, düşmemiş-teknolojik özürlüyüm!
    o kadar güzel tasvir ediyorsun ki herşeyi, ben de seninle çocukları kucağımda hoplattım!
    İyi ki varsın!,iyi ki hala senin gibi herşeyi göze alabilecek, savaşabilecek insanlar var!

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Beliz,
    Ben arkadaşın Özgür'ün arkadaşıyım... blogunun bağlantısını o gönderdi. Cesur yüreğin için tüm çocuklar ve ebeveyler adına teşekkürler. Yardım edebileceğim bir şey olursa lütfen yaz... Yazdıklarını okurken, Özgürün arkadaşımın işine yarayacak bir fikrin var mı sorusuyla düşünüp durdum. Aklıma şu geldi... zor belki ilk başta hepsinin adını ezberlemek ama ne kadar çok onlara isimleri ile hitap edebilirsen... Ne kadar çok sevgiyle isimlerini duyarlarsa çocuklar için kardır... Bir de eğer bana isimlerini gönderirsen ve adreslerini belki buradan onların her birinin adına kartlar hazırlayıp göndeririz. Dillerini bilmesek de kalp şeklinde yapılmış bir kartın içine çizilecek bir güneş resmini ya da kendi isimlerini tanırlar eminim... Benim aklıma bunlar geldi. Senin aklına gelen fikirleri de sen yaz lütfen... elimizden geldiğince yapalım... Yüreğin sevgiyle dolsun :)
    Sedef

    YanıtlaSil
  9. Belizcim, senin o borek gibi dedigin seyleri okuyunca aklima geldi.. Mari'ye soyle, empanada yapsin.. paketleyip kuryeyle bize gonder.. tesekkurler..

    YanıtlaSil
  10. Nasıl saf nasıl tertemizler.Oynamaya geldiğiniz ve onlarla olduğunuz için yaşadıkları sevince bak sizi öpemeyenlerin de hüznüne ..ne kadar güzel bir şey yapıyosun Beliz ne kadar güzel

    YanıtlaSil
  11. Ben de ağladım işte. Bir öpücük de benden olsun onlara

    YanıtlaSil