11 Aralık 2010 Cumartesi

Eeee... katolik!






Burada ilk haftam koşturmaca ve yerleşmeye çalışmakla geçti. Sabah altı buçukta kalkıp yedide evden çıkıyorum. Birkaç sokak ötemizdeki otobüs terminaline yürüyorum. Yetimhanenin kamyoneti çeyrek geçe bizi alıyor ve yola çıkıyoruz. Bu hafta çocuklarla birbirimize alışmak için yetimhanede biraz daha fazla vakit geçirdik. Daha doğrusu geçirdim demeliyim, çünkü Renny ikinci günde hastalanıp yatağa düştü, ben tek başıma gittim. Artık çocuklardan grip mi bulaştı, yorgun mu düştü bilemiyorum. Öğlen ikide yine kamyonetle beni Parramos köyüne bırakıyorlar, oradan tavuk otobüslerine binip eve dönüyorum. Hızlı bir duş alıp, Antigua’nın merkezindeki  İspanyolca kursuma yetişmek için koşturuyorum. Neyse ki önümüzdeki hafta programım sakinleşiyor, yalnızca öğlen 12’ye kadar yetimhanede olacağım ve İspanyolca derslerini almayacağım. Buradaki yabancılar içinde en iyi konuşan benim. Benim seviyemde kimse olmadığı için dersleri de yalnız alıyorum, çok şımardığımı söylemeliyim. Bu nedenle bir haftalık hızlandırılmış kursun yeteceğine karar verdim. Dolayısıyla gezip pazartesiden sonra dolaşmaya ve burayla ilgili yazmaya daha fazla vaktim olacak. Bu haftasonu itibariyle şehri keşfe çıkıp halkın arasına karışmaya başladım bile...
Buranın yerlileri, okulda ya da evde tanıştığım yabancılar için bir Türkle tanışmak şaşırtıcı. Öğrendiklerinde acayip tepkiler veriyorlar; gözlerini kocaman açıp bağırıyorlar, çok gülüyorum. Konu elbette eninde sonunda dine geliyor. Müslüman mıyım, günde beş kere namaz kılıyor muyum, vs vs... Ama tabi İslamla ilgili bilgilerinin kısıtlı olduğunu söylemeliyim. Örneğin birden “Peki sizin Noel adetleriniz nedir?” diye sorabiliyorlar. Guatemalalılar için din çok önemli. Belki de fakirliğin getirmiş olduğu bir adanmışlık var. Gerçekten de koyu dindarlar. Herhangi bir kilisenin önünden geçerken mutlaka haç çıkarıyorlar. Otomobillerin pek çoğunda ya Meryem Ana ya da İsa sticker’ları var.
Her evde bizim evdeki gibi bir altar var mı bilmiyorum, ama evin bir köşesi adeta küçük bir kilise. Tabi evde bir altar olması yetmiyor, her duvarda, odaların çoğunda İsa resimleri bulunması gerekiyor.



Her yanı dağlarla çevrili olan Antigua’nın kuzeyindeki bir tepede kocaman bir haç (Mirador de La Cruz) şehre doğru bakıyor. Tavuk otobülerinin içi ise baştan sona haçlar, azize resimleri ve dualarla bezeli. Geçen gün bindiğim bir tanesinde “Yüce Tanrım, el frenimin bozulmasına asla izin verme ki bu araçta yolculuk edenler zarar görmesin” yazıyordu. Herhalde İncil’de böyle bir pasaj yoktur diye düşündüm...   
Noel yaklaştıkça, Antigua’daki kutlamalar da hızlanmaya başladı. Akşam altıda hava kararınca hemen her sokakta çocuklar havai fişek patlatıyorlar. Bu öyle geç saatlere kadar sürüyor ki uyumakta güçlük çekiyor insan...
Burada her gün bir festival var diyebilirim. Halk da coşkuyla bu kutlamalara katılıyor. Noel sezonu 7 Aralık’taki Quema del Diablo yani Şeytan Yakma karnavalı ile başlıyor. El Diablo, koloni döneminden bugüne kutlanıyor. Eskiden şeytan şeklindeki fenerler yakılırmış. Bu şekilde şeytanı şehirden kovduklarına inanıyorlar. Kutlamanın yapıldığı gün, yani 7 Aralık, İsa’nın Meryem’in rahmine gün olarak kabul ediliyor. Ama artık Antigua koruma altında bir şehir olduğu için, büyük bir ateş yakılmasına izin verilmiyor. Bunun yerine şehrin göbeğindeki Barrio de la Concepcion’da saat tam 18.00’da şeytan şeklindeki kocaman bir balon ışıklandırılıyor ve göğe bırakılıyor. Sonrasında insan kalabalığı sokaklarda yiyip içip eğleniyor.  

                                          Santa Maria de Guadalupe kutlamalarının hazırlıkları bugünden başladı

Yarın, yani 12 Aralık’ta ise Santa Maria de Guadalupe kutlanacak. Hikayeye göre 9 Aralık 1531’de Mexico City yakınlarındaki Tepeyac tepesinde sürüsünü otlatan Juan Diego isimli bir çobana görünmüş. Diego rahibe gidip Kutsal Bakire’y gördüğünü söyleyince, rahip bir delil istemiş. Üç gün sonra çoban, göründüğü yeri rahibe gösterirken pelerininin üzerinde Meryem Ana belirmiş. Çobanın giydiği pelerin Guadalupe basilikasında hala sergileniyormuş. Bu günü Meksika dışında diğer Latin Amerika ülkeleri de kanıksayıp sahiplenmiş. Yarın Guatemala’da  çocuklar gün boyunca otantik Maya giysileriyle dolaşıp, akşamüzeri La Merced kilisesinin önünde dans edecekler. Kutlamalar bu geceden başladı bile. Şu an sokaktaki karnavalın ve müziğin sesinden güçlükle yazabiliyorum.
Hem El Diablo hem de Guadalupe kutlamalarını kilise onaylamıyor. Zira burada yerliler, katolik adetleri, Mayaların eski şamanik inanışlarıyla birleştirerek kutluyorlar. Şeytan yakma, canavarlara benzeyen Maya maskelerini takarak dans etme adetlerine kiliseye rağmen devam ediyorlar. Noel ve yılbaşı gecesinde ise kutlamaların daha da çılgınlaştığı söyleniyor.   



Bugün şehri gezerken, Aziz San Pedro’nun mezarının bulunduğu kilisedeki kalabalık dikkatimi çekti. Meğer içeride bir düğün varmış. Bir yanda tören yapılırken kilisenin diğer tarafında San Pedro katafalkının etrafında halk dua ediyordu. Mezarın etrafında herkes el ele tutuşmuş, alınlarını mezara yaslamışlar, dua ediyorlar. Sessizce yaklaşıp fotoğraflarını çekerken yaşlı bir teyzecik yanıma gelip kilise için yardım istedi, elindeki kaseye para atınca benim için uzun uzun dua etti. Kendimi emniyette hissediyorum, dört yandan kutsanmış durumdayım...

5 yorum:

  1. Hacı oldun sen de Beliz.
    Spiritüellikte doruk noktaları...

    YanıtlaSil
  2. Yalnız şu başlığıma bi gülen olmadı, ona yanıyorum...

    YanıtlaSil
  3. hayatım, başlığa çok güldüm de barındırdığı anlama uygun yorum yazama(z)dım. :) Ses etmeyeyim, kendi kendime güleyim dedim.

    YanıtlaSil
  4. Gulmez olur muyum Belutum :)

    YanıtlaSil
  5. ya ben bu '' eeee katolik!'' lafini baska biryerden hatirliyorum sanki:))) annen mi demisti beliz??

    YanıtlaSil