29 Aralık 2010 Çarşamba

Pazarla karnaval karışınca


Panajachel’de bir gün kaldıktan sonra Pazar sabahı erkenden Chichicastenango kasabasına doğru yola çıktık. Biliyorum çok uzun bir isim. Burada da kısaca Chichi diyorlar zaten. Guatemala’da sonu “tenango” ile biten birçok kasaba veya şehir var. Tenango Maya dilinde “yer” anlamına geliyormuş, bizim “köy” eklememiz gibi. Bazılarını sıralamadan edemeyeceğim: Quetzaltenango, Huehuetenango, Momostenango, Acotenango... Uzayıp gidiyor. Chichi aslında pazarı ile meşhur bir kasaba. Panajachel’in kuzeyinde iki saatlik mesafede. Yalnız bizim ziyaret ettiğimiz gün kasabanın azizi kabul edilen Santo Tomas gününe denk geldi. 

Vardığımızda araç bizi arka sokaklardan birinde indirdi. Şoför, “Üç saatiniz var gezmek için, merkeze girmem imkansız, buradan yürüyeceksiniz” dedi. Kalabalık olacağını tahmin ediyorduk ama böylesine bir curcuna beklemiyorduk. Daracık sokaklarda yürümek neredeyse imkansız. Sokakların iki tarafı pazar tezgahları ile dolup taşmış, üstelik bir de seyyar satıcılar var. Herkes burnumuzun dibine hediyelik eşyalar sokuyor. Bu arada pazara girmeden önce, çantalarımıza dikkat etmemiz konusunda uyarılıyoruz. Ara sokaklardan Santo Tomas kilisesinin baktığı meydana doğru yürümeye çalışıyoruz. Sıcaktan ve kalabalıktan nefes almak neredeyse imkansız. Üstelik neredeyse her 20 metrede bir yerde şuursuzca yatan baygın adamlar görüyoruz. Bizden başka kimse ilgilenmiyor, üzerlerinden atlayıp geçiyorlar. İlk adamı gördüğümüzde çok panikledik. “Ölmüş müdür adam, doktor yok mu” gibi salak tepkiler gösterdikten sonra yanımızdan geçen bir adam “Meraklanmayın, bunlar ayyaşlar, içkiden ve sıcaktan böyle baygın düşüyorlar” diyor. 
 
Etrafımdaki insanlara,renklere seslere ilgiyle ve şaşkınlıkla bakıyorum. Ama bir yandan da öylesine bunalıyorum ki alışveriş edecek gücü bulamıyorum. Sadece kalabalığın akışına bırakıyorum kendimi. Meydana geldiğimizde şaşkınlığımız daha da artıyor, Santo Tomas Kilisesi’nin merdivenleri silme insan dolu. Herkes kilisenin önündeki meydana dikilmiş olan yüksek direğe bakıyor. Bir anda bizim kızlardan biri çığlık atıyor, “Adamlara bakın, adamlara bakın!” diye bağırıyor. Güneşten gözlerimizi kısarak direğin tepesine bakıyoruz. Direk en az bir 20-30 metre var. Palmiye ağaçlarını ucu ucuna eklemişler. Bir de dandirik merdiven dayamışlar. İki tane adam bellerinde iplerle merdivenleri çıkıyor, ipleri direğe doluyorlar, sonra da döne döne aşağı bırakıyorlar kendilerini... Biz de ağzımız açık adamlara bakıyoruz. Meğer Santo Tomas’da karnaval sırasında direkten uçmak adetmiş. Bungee jumping’in tarihi versiyonu gibi. 

Adamlar havada dönüp dururken aşağıda da karnaval devam ediyor. Geleneksel karnaval kıyafetlerini giymiş olan Mayalar Marimba eşliğinde dans ediyorlar.  Ben merdivenlerin bir köşesine çöküp karnavalı izliyorum. Arkadaşların bazıları kendilerinde alışveriş yapma gücünü bulup ara sokaklara dalıyorlar. Sonunda susuzluğa dayanamayıp ben de ayaklanıyorum. Bir bakkal bulup kendimize birer şişe su alıyoruz. Bakkalı bulduğumuz sokağın bittiği noktada, karşıda bir tepe üzerinde rengarenk küçük evler olan bir alan görüyoruz. Ben “Ne şirin evler bunlar minik minik” diyecek oluyorum; bakıyorum ki bunlar evcik değil mezarlıkmış. Mezarlığa uzun uzun bakıp yeniden Chichi sokaklarında kayboluyoruz.      

2 yorum:

  1. Nazan ablam ne olsun! Sizlere bilgi aktarmak adına turluyorum buraları:) İnan kendim için değil:) Çok öpüyorum hepinizi!

    YanıtlaSil